Geçmişi gören hayvanlar

İstanbul Saint Joseph Lisesi Doğa Bilimleri Merkezi’nde, Türkiye’nin dört bir köşesinde 1880’den beri avlanarak tahnit edilen (mumyalanarak doldurulan) binlerce canlı sergileniyor. Son halini 1960’da alan koleksiyonda Hazar kaplanı gibi nesli tükenen ya da Akdeniz foku gibi tükenmeye yüz tutmuş türler de var. 60 memeli, 600 kuş, 7 bin 300 kabuklu, 100 adet balık, 3 bin 300 adet böcek, 1500 fosil, 3 bin mineral, 200 yumurta, 20 bin sürüngen ve 35 bin bitkinin yer aldığı merkez ülkemizdeki en büyük tahnit hayvan koleksiyonu olma niteliğine de sahip.  

Moda’daki Doğa Bilimleri Merkezi haftanın üç günü öğretmen gözetiminde yapılan tüm okul gezilerine açık. İstanbul ve Türkiye’nin “mumyalanmış”  biyolojik çeşitliğini yakından görmek isteyenler, merkezin ziyarete açık olduğu  halk günlerinden de faydalanabilir. Halka açık ilk ziyaret 31 Mart’ta.

Ahmet Şık, Nedim Şener, Sait Çakır ve Coşkun Musluk'a tahliye

İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen OdaTv davasında tutuklu olarak yargılanan HaberVs editörü Ahmet Şık, gazeteci Nedim Şener, Sait Çakır ve Coşkun Musluk'un  tahliyesine karar verildi. Tahliye gerekçesi olarak ''suç vasfının değişme ihtimali'' ve ''tutuklu kaldıkları süre” gösterildi. Mahkeme heyeti davaya 18 Haziran'da devam edilmesini kararlaştırdı. Bu durumda davanın tutuklu sanıkları 96 gün sonra tekrar … Devamını oku

Haydarpaşa belki?

Taksim Meydanı düzenlemesi ve Gezi parkı, Haliç Metro Köprüsü, İnönü Stadyumu, Emek Sineması, Sirkeci ve Haydarpaşa garları,…

Devam eden ya da kısa süre sonra başlayacak olan tüm bu projelerin ortak bir yönü var: İstanbul’un ortak belleğini oluşturan, tarihi mekanlar. Ancak değişmesi yönünde karar verenler bu mirasın gerçek sahiplerine,  İstanbul halkına danışma ihtiyacı duymuyor.

Haydarpaşa Garı, limanı ve çevresini kapsayan değişim projesi 2003’ten beri tartışılıyordu. Bu bölgeyle ilgili koruma amaçlı nazım imar planı 25 Kasım 2011’de İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Meclisi tarafından kabul edildi. Bölgenin turizm, kültür ve ticaret alanına çevrilmesini amaçlayan bu plan Kadıköy Meydanı ve Harem Otogarı’nı da kapsıyor. Ve dönüştürülmesi planlanan bölgede sadece Haydarpaşa’nın kapladığı alan yaklaşık 330 bin metrekare. Toplamda 1 milyon metrekareye hükmedecek projenin göz bebeği ise kentin en eski ve en görünür binalarından Haydarpaşa Garı.

Peki Haydarpaşa Garı otel olacak mı? İBB Başkanı Kadir Topbaş bu konudaki endişeleri “yanıtlarken” bile yeterince açık davranmıyor. “Gara belki kısmen bir konaklama  fırsatı verebilecek şekilde bir fonksiyon düşünülüyor” diyor, proje kapsamında 30 bin metrekarenin turizm, kültür ve konaklamaya ayrıldığı “bilgisini” verirken.

Haydarpaşa hakkında söyleyecekleri olduğuna inananlar, sorulmayan fikirlerini dile getirmek isteyen İstanbullular,  7 Mart akşamı 18:00’de bir eylem daha gerçekleştirdi; Kadıköy’den gara yürüdü. Gar önünde onları, müzikleriyle seslerine güç veren Bulutsuzluk Özlemi, Algo Ritmo Perküsyon Grubu, Okay Temiz Ritm Atölyesi ve Bandista karşıladı.

Haydarpaşa belki otel mi olacak? Yoksa -bugüne kadar olduğu gibi- halkın rahatlıkla girip çıktığı, faydalandığı bir yer olarak mı kalacak?

HaberVs, mikrofonunu Haydarpaşa’nın “sahiplerine” uzattı.

Ders zili cezaevi kapısında çaldı

Tutuklu Öğrencilerle Dayanışma İnisiyatifi Türkiye’de sayıları yaklaşık 600 olarak bilinen lise ve üniversite öğrencilerine destek olmak için Bakırköy Kadın ve Çocuk Tutukevi’nin önünde temsili ders verdi. Öğrenciler arasında İstanbul Bağımsız Milletvekili Levent Tüzel, CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu ve Melda Onur da vardı.

Bakırköy Tutukevi’nin önüne kurulan temsili sınıfta içeride bulunan 21 öğrenci ve Prof. Dr. Büşra Ersanlı için yoklama alındı. İlk dersi vermek üzere beyaz tahtanın önüne gelen Boğaziçi Üniversitesi’nden Prof. Dr. Nükhet Sirman bu eylemi tutuklamalarla öğrencilerin hayatlarını söndürmeye çalışanlara karşı bir ses olarak gördüğünü söyledi.

Öğrenciliğin soru sormak, sorgulamak, eleştirmek ve başka bir dünya hayal etmek olduğunu belirten İstanbul Üniversitesi’nden Doç. Dr. Ayten Alkan ise tüm bu olanların muhalif kesimlere karşı bir kapatma ve susturma politikası olduğunun altını çizdi.