Yaya yolunda ölüm var, sorumlusu yok!

“Yoğurtçu Parkı YAYA YOLUNDA, Kurbağalıdere’den balçık taşıyan İstanbul Büyükşehir Belediyesi hafriyat kamyonunun neden olduğu kaza denilen cinayette kaybettik.”

12 Mayıs 2016’da İstanbul Kadıköy’de hafriyat kamyonun altında hayatını kaybeden Şule İdil Dere, kendi adına açılan sosyal medya hesabında böyle anlatılmış.

İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi öğrencisi 23 yaşındaki Dere’nin ölümünün ardından açılan, hafriyat kamyonunun şoförü dahil toplam yedi kişinin “taksiren (sonucu öngöremeyerek) ölüme sebebiyet verme” suçundan yargılandığı davanın ilk duruşması 20 Aralık’ta Anadolu 57. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) ve İstanbul Çevre Yönetimi Sanayi ve Ticaret A.Ş (İSTAÇ) çalışanı yedi sanık, güvenlik önlemi alınmaması konusunda diğer kurumu suçlarken hiçbir sanık hakimin, “Kurbağalıdere’de yürütülen çalışmanın sahibi kim, çalışma emrini kim verdi” sorusuna yanıt vermedi. Sanıkların tutuklanması yönündeki talepleri reddeden mahkeme heyeti, davayı 7 Şubat 2018’e erteledi.

Bilirkişi: “İBB ve İSTAÇ kusurlu”

Şule Işıl Dere (23), İstanbul Üniversitesi İktisat Fatültesi üçüncü sınıf öğrencisiydi.

İdil Şule Dere’nin ölümüyle ilgili soruşturmanın tamamlanması 1,5 yıl sürmüştü: Bilirkişi hazırladığı raporda, Kurbağalıdere ıslah çalışmasını yürüten İBB’ye bağlı Deniz Hizmetleri Müdürlüğü ve İSTAÇ’ın “müteselsilen (birlikte) kusurlu” olduğu belirtmişti. İki kurumun çalışanlarının “asli kusurlu” olduğunu savunurken, hayatını kaybeden Dere’nin ise kusuru bulunmadığına yer vermişti.

Valilik, üst düzey İBB yetkililerin yargılanması için izin vermedi

Bunun üzerine Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı devlet memuru olan 11 İBB çalışanının soruşturulması için 9 Şubat’ta İstanbul Valiliği’ne başvursa da Valilik, içlerinde daire başkanı ve müdürlerin de bulunduğu sekiz üst düzey yetkilinin soruşturulmasına izin vermemişti. Dere ailesi Valiliğin kararına karşı İstanbul Bölge İdare Mahkemesi’ne itiraz davası açtı. Ancak Bölge İdare Mahkemesi Valiliğin kararını yerinde buldu. Böylece bilirkişi raporunda adı geçen 11 İBB personelinden sadece iki mühendis ve bir tekniker soruşturmaya dahil edildi.

“Kazanın olduğu yer yaya yolu değil”

20 Aralık’taki duruşmada bulunan sanıklardan İBB Kıyı Temizleme Şefi Saffet Altındağ savunmasında kazanın olduğu yerin servis yolu olduğunu iddia etti. “Orası yol yaya ve bisiklet yolu değildir” diyen Altındağ sorumluluğu İSTAÇ’a yükledi.

İSTAÇ: “Bize teslim edilmeyen yerde güvenlik önlemi almayız”

Saha çalışmasında iş güvenliği ile ilgili görevlerinin bulunmadığını söyleyen İSTAÇ Deniz Hizmetleri Müdürü İbrahim Ruhi Kelleci kendini “Biz sadece araç ve işçi temin etmekle görevliyiz. Bize teslim edilen şantiyelerde gerekli güvenlik önemlerini aldık. Ancak Kurbağalıdere’ye ilişkin olarak ayrıca bir yer teslimi yapılmadı. Kusuru kabul etmiyorum. Yasa ve fiiliyatta İSTAÇ A.Ş.’ye yüklenmiş bir sorumluluk yoktur” sözleriyle savundu.

Kamyon şoförü: “Gözcü bulunması gerekirken böyle bir görevli yoktu”

Kamyonun sürücüsü Mümin Kılıç ise, çalışmanın gözcü gözetiminde yapılması gerektiğini ancak böyle birinin bulunmadığına dikkat çekti: “Esasında bu tür işlemler yapılırken yanımızda gözcüler bulunur. Onlar bize talimat verirler. Hiçbir zaman gözcü olmuyordu. Görevlendirme vardı ama fiilen hiçbir zaman böyle bir görevli yoktu.” Kamyonun aynasının ağaç tarafından kapatıldığını belirten Kılıç “Dere’yi birisinin kamyonun altına ittirdiğini düşünüyorum” dedi.

Avukat Özveri: “Kamyonlar çok sefer yapması için sıkıştırılıyor ama hiç bir güvenlik önlemi yok”

İdil Şule Dere’nin babası Berdan Dere ve ailenin avukatları, dava sürecinde yaşananları 22 Aralık’ta Artı TV yayınlanan Hukuk ve Vicdan programında değerlendirdi.

Avukat Murat Özveri, duruşmada görevinin kontrolörlük olduğunu kabul eden bir İBB görevlisinin “kontrol görevim sadece kamyon sayısını hazırlamaktır” demesine dikkat çekiyor. Özveri’ye göre kamyonların sahaya kaç kere giriş çıkış yaptığını, kaç dakika kaldığını ve kaç ton çamur çıkardığını takip etmek için memur atanmışken hiç bir güvenlik önlemenin alınmamış olması çok çarpıcı:

“Üstelik bu görevli, kamyon şoförlerinin telefonlarına mesaj göndererek ‘En az şu kadar servis yapın, kamyonlarınız izleniyor’ diye şoförleri sıkıştırılmış. Ama hiç kimsenin aklına burayı bir tel örgüyle olsun çevirmek, en basitinden yaya ile ağır iş vasıtası arasındaki irtibatı kesecek çok basit bir önlem almak akla bile gelmemiş.”

Avukat Özveri, bilirkişinin kusurlu bulduğu üst düzey İBB görevlilerinin soruşma dışında bırakılmasını ise şöyle değerlendirdi.

“Ne yazık ki yargılama sürecinde hukukun arkasına ustaca bir şekilde saklanmayı becerdiler. Asıl sorumlu olması gereken yani bu işin planlamasını yapmakla yükümlü, gerekli önemleri alması gereken, emir ve talimatları verme yetkisine sahip personel için yargılama izni verilmedi.”

İşin sahibi İBB’nin kaza olduktan sonra işi sahiplenmemesinin en büyük aşılmazlarından biri olduğunu söyleyen Avukat Özveri,  mahkeme salonunda hakimin “Bu işin sahibi kim?” sorusunun cevapsız kalmasını trajikomik bir durum olarak niteliyor.

Berdan Dere: “Çalışma hâlâ güvenlik önlemi olmadan devam ediyor.”

Baba Berdan Dere, Yoğurtçu Parkı’nda çalışmaların devam ettiğine ve hâlâ hiçbir güvenlik önlemi alınmadığına dikkat çekiyor.

Ana akım medyada son dönemlerde hafriyat kamyonları haberlerine rastlanmadığını belirten çeken Dere, haber çıksa bile sadece “kamyon, kaza” diyip geçtirildiğini savunuyor. Dere, hafriyat kamyonlarının 2016’da 21 kişinin, geçtiğimiz 11 ayda ise 17 kişinin ölümüne sebep olduğunu belirtiyor.

İstanbul’un Fethi kutlamalarının bile, Üçüncü Havalimanı inşaatında kullanılan 1453 hafriyat kamyonunu dizerek yapıldığını vurgulayan Avukat Fahrettin Ozan ise bu kamyonların “kutsal araç”  haline getirildiğini ve bu pervasızlıkla çalıştırıldığını söylüyor.

  • Delicious
  • Facebook
  • Reddit
  • StumbleUpon
  • Twitter
  • RSS Feed

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir