Performansa göre maaş: Öğretmenler ne düşünüyor?

Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) taslağını hazırladığı ve kamuoyu ve ilgili kurumların değerlendirmesine sunduğu Öğretmen Performans Değerlendirme Yönetmeliği öğretmenlerin performansının, öğrenciler, veliler, okul müdürü ve meslektaşlarının değerlendirmesiyle ölçülmesini öngörüyor.

Buna göre performans puanının yüzde 25’ini okul müdürü, yüzde 15’ini veliler, yüzde 15’ini öğrenciler, yüzde 20’sini zümre öğretmenleri (aynı sınıfı okutan veya alanı aynı olan öğretmenler), yüzde 15’ini okuldaki diğer öğretmenler ve yüzde 10’unu öğretmenlerin kendilerine verecekleri puanlar oluşturacak. En yüksek maaşı, en performansı en yüksek öğretmen alacak. Ayrıca, öğretmenlerin mesleki açıdan yeterli olup olmadıkları da dört yılda bir gerçekleşecek merkezi sınavla ölçülecek.

HaberVs yaklaşık 900 bin öğretmeni ilgilendiren yönetmelikle ilgili yine öğretmenlerle görüştü.

“Meslek itibarını zedeler”

Bir kolejin müdürü olan Nurullah Aldemir , taslağın uygulamaya geçmeyeceğini düşünüyor:

“Ülkemizde yaklaşık 1 milyon öğretmen var ve bunların yüzde 90’ı bence bu projeye karşı. İlave olarak bu mesleği yapmak isteyen aday öğretmenlerin de veli ve öğrenci tarafından puanlandırılması konusuna sıcak baktıklarını zannetmiyorum çünkü bu olay kişilerin mesleğe olan inançlarını ve itibarlarını zedelenebilir düşüncesindeyim.

“Herhangi bir şekilde öğretmenin kendisine taktığını düşünen bir öğrenci ya da veli, öğretmenine objektif ölçülerde puan veremez. Özellikle ilkokul ve ortaokul gibi alt sınıflardan öğretmen, öğrenci ve veli diyaloğu duygusal zeminde yürüdüğü için öğretmenin mesleki başarısı tam olarak ölçülemez. Kişiler arasındaki etnik ve dini farklar, yaşam tarzları, okulların bulunduğu bölgelerdeki yöresel farklar değerlendirmelerde etkin olabileceği için nitelikli ve sağlıklı bir puanlamaya etki edebilir.

“Bir diğer husus ise öğretmenlerin birlikte çalıştığı idari kadronun öğretmeni gözlemleme becerisi. Örneğin yüz öğretmenin görev yaptığı bir okulda sadece bir müdür tüm öğretmenlerinin dersine bir defa dahi olsun girebiliyor mu? Sanmıyorum. Bundan dolayı öğrenci ve velinin öğretmen maaşını etkilemelerini doğru bulmuyorum.”

“MEB’in atadığı öğretmenler için  yaşamı boyunca hiç bir değerlendirmeye tabi olmuyor”

Rehber Öğretmen Merve İlikçi

Aynı okulda rehber öğretmenlik yapan Merve İlikçi uygulamayı mantıklı buluyor:

“Öğretmenlerle ilgili nesnel bir değerlendirme veya memnuniyet anketi vb uygulamalar ülkemizde hâlâ yapılmıyor. Özellikle devlet okullarında öğretmenler üzerinde hiç bir denetim olmuyor. Milli Eğitim Bakanlığı’nca atanan öğretmen yaşamı boyunca dilediği şekilde öğretmenlik yapma hakkına sahip oluyor ve performansına bağlı olarak aldığı maaşta hiçbir değişme olmuyor. Öğretmen gerçekten özverili olsa da, olmasa da aynı şartlar altında çalışmaya devam ediyor. Bu da bir süre sonra öğretmenin performans kaybına neden oluyor. Çünkü öğretmeni değerlendiren bir otoritenin var olmaması onu bu anlamda özgür kılıyor. Öğrenciler açısından da bir öğretmen iyi veya kötü performans sergilemesi şans faktörüne dayanmış oluyor.”

“Performans değerlendirmesi öğretmenin verimliliğini arttırır”

İlikçi devam ediyor:

“Aslında öğretmenin performansı değerlense öğretmenin verimliliğini de arttırır, öğrencinin öğrenimini de kolaylaştırır. Bence veliler ve öğrenciler, öğretmen ve okul yöneticilerini değerlendirmeli. Değerlendirme ve geri dönüş almayan her çalışan gibi öğretmenin de çalışma verimi düşüyor. Özel okullarda öğretmenler ve yöneticilerin denetlenmesi ne kadar yoğun ise, devlet okullarında da durumun tam tersi seklinde olması öğrencilere ve öğretmenlere yapılan bir haksızlık. Öğretmen hangi kurumda olursa olsun eşit şartlarda eğitim vermeli.”

“Öğretmenlerin kendini geliştirmesi yolunda olumlu bir adım”

Bir devlet lisesinden fizik öğretmenliği yapan O., devletin eğitimde yaşadığı en temel problemlerden birini “öğretmenlerin durağan olması” tespitiyle açıklıyor:

“Öğretmenlerin kendini geliştirme, konusuna hakim olma, gündemi takip etme ve öğrenci ile olumlu ilişki kurma gibi konularda MEB öğretmenlerinin büyük sıkıntıları var. Yeni kriterler, durağanlığı kırma konusunda olumlu bir adım. Ancak yöntem ve zamanlama konularında büyük sıkıntılar barındırıyor. Eğitim ile ilgili altyapıya dayalı bütün sorunların halledilmesinden sonra bu değerlendirmenin yapılması daha uygun olurdu. Sistem ve yaklaşım olarak kağıt üzerinde fena durmayan eğitim, uygulamada altyapıya dayalı sıkıntıları fazlasıyla hissettiriyor.

“‘Milli irade tecelli ediyor’ durumu yaşanabilir”

“Yöntem açısından ise tam anlamıyla vasatin tahakkümünü hissettiriyor. ‘Her şeyi vatandaşa soruyoruz ve milli irade tecelli ediyor’ durumu yaşanabilir. Zaten eğitim ortamı içerisinde eli çok zayıf olan ve şiddete uğramaya aday öğretmenin üstüne bir de öğrencinin ‘ekmeğinle oynarım hocam’ bakış açısı eklenecek. Özlük hakları, şiddete maruz kalma gibi konularda sıkıntı yaşayan öğretmenlere bu şekilde performans değerlendirmesi yapılması eğitim kalitesini daha da aşağıya çekecek bir durum. Bir de işin içine yandaşlık ve siyaset girmesine fazlasıyla açık. Ölçme yöntemi olarak kriterler ne olacak sadece veli öğrenci amir düzeyinde yapılacak bir değerlendirme objektif olmaktan ve sıkıntıları çözmekten oldukça uzak. Özetle bu ekliyle iyi niyetten uzak ve yanlış bir değerlendirme bicimi.”

“Performansın öğrencinin ve velinin onayına sunulması hizmetin değerini zedeler”

Felsefe öğretmeni Özlem ise “Bu bahsedilen değişiklikler serbest piyasa koşullarına dayanan kapitalist üretim sürecinde işe yarayan bir durum olabilir. Fakat özelde de çalışsa, devlette de çalışsa öğretmenlik bir kamu hizmetidir. Bu nedenle öğretmenin performans durumunun öğrencinin ve velinin onayına sunulması, bu hizmetin değerini oldukça zedeleyen bir durum olacaktır. Şirket mantığı ile eğitim sistemini dizayn etme adımları, öğretmene olduğu kadar öğrenci ve velinin de aleyhinde olacaktır. Çünkü bu durum, eğitimde özelleşmenin adım adım uygulanması anlamına gelecektir. Bu koşullarda öğrenci ve veli müşteri kabul edilecek ve aslında eğitimin kalitesi değil de iyi pazarlanması bir kıstas olacaktır. Öte yandan bilişsel gelişimini, ailesinin ve öğretmeninin doğru bir eğitim vermesine borçlu olan öğrenciden öğretmeni puanlamasını istemek, etik ve pratik açıdan ne kadar akıllıcadır, bu da sorgulamaya değer.”

“Öğretmen üzerinde baskı oluşur”

Rehber Öğretmen Büşra İygün

Rehber Öğretmen Büşra İygün’ün görüşü ise önerilen değerlendirme sisteminin öğretmenin üzerinde baskı oluşturacağı yönünde:

“Uygulanması düşünülen bu sistem okul ortamında baskıya sebep olacaktır. Özellikle iş arkadaşlarının, velilerin ve öğrencilerin değerlendirme yapması adaletsiz bir sistemi beraberinde getirecektir. Öğretmen, iş arkadaşları, veliler ve öğrenciler tarafından objektif olarak değerlendirilemez. Bu durum öğretmenler için mağduriyete sebep olur. Öğretmen eğer bir değerlendirmeye tabii tutulacaksa okul idaresi tarafından belirli kriterler dahilinde (işe giriş çıkış saatleri, projeler vb.) gerçekleştirilebilir.”

 

 

 

 

  • Delicious
  • Facebook
  • Reddit
  • StumbleUpon
  • Twitter
  • RSS Feed

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir