‘İşgal bitti, direnişe devam’

Yayınına 9 Şubat'ta başlayan ve 13 Nisan'da patron kararıyla kapıtılan Karşı Gazete çalışanlarının sürdürdüğü 47 günlük “Karşı Direniş” sonrasında duyurduğu basın açıklamasını yayınlıyoruz.

“Yayın dünyasına 9 Şubat 2014'te adım atan, 66. sayıyı hazırladığımız gün patronların ani kararıyla kapatılan Karşı Gazete'de başlattığımız direnişin 47. günü itibariyle, işgal eylemini sona erdirmiş bulunuyoruz.

Gezi Direnişi'nin çok sesli birliğinden ilham alan bizler, Türkiye'de bağımsız medya mecralarına ihtiyaç olduğu inancıyla, işlerimizden ayrılarak ya da başka mecralar içerisinden Karşı Gazete'yi tercih ederek bu yapı içerisinde yer aldık. Bu tercihte, patronların en az bir yıllık süreklilik ve sermaye sözünün etkisi büyüktü; bu süre içerisinde kendi geçimimizi sağlarken, Türkiye basınına ve yürüyen muhalefete kalıcı, habercilik bakımından güçlü bir bağımsız yayın kazandıracağımıza inanıyorduk.

Gazeteler, gazetecilerindir!

Karşı Gazete'nin çalışanları, gazetenin oluşturulmaya başladığı günden itibaren, çoğu zaman izin kullanmaksızın, mesai saatlerini günde 12-13 saate çıkararak bu bağımsız yapının oluşturulması için çaba harcadı. Henüz bir bebek olan gazetemizin, 66 günlük hayatının tiraj ortalaması 25 bin civarında bulunuyordu. Muhalif mecraların yıllarca emek harcayarak elde ettiği bu ortalama, bizim için henüz başlangıçtı. Ancak çabamız ve inancımız, 13 Nisan 2014 günü, bize verilen bir yıllık garantiyle birlikte hiçe sayıldı.

Gazetenin imtiyaz sahibi Turan Ababey ve gayrıresmi ortağı Zeki Şeren binaya gelerek 'O gün son gazetenin çıkarılacağını' ve hepimizin işine son verildiğini bildirdi. Hakedişlerimizi sorduğumuzda da 'ileride ödeneceğini' ifade ettiler.


Gazeteler sermayedarlarından önce gazetecilerindir. Sahiplendiğimiz gazetemizi kapatarak umut hırsızlığı yapan patronlarımız, işten çıkarma esnasında peşinen ödenmesi gerek hakedişlerimizi de ödemiyorlardı. İçeride ocak ayından kalma ücret alacaklarımız, ödenmeyen yol paraları ve benzer alacaklar, son ay maaşlarımız ve ani işten çıkarma nedeniyle oluşan ihbar tazminatımız bulunuyordu. Verilen sözlerin tutulmadığı, bakkal dükkanı kapatır gibi gazetenin kapatıldığı ortamda, alacaklarımıza dair bir güven ilişkisi de kalmamıştı.

Direnişte neler yaptık?

Son sayıyı hazırladık, matbaaya gönderdik ve toplu bir kararla binamızda direnişe geçtik. Gazetecilerin yanı sıra bina çalışanları ve araç sürücülerimiz de direnişe katıldı. 94 çalışanlı gazetemizde, ilk günlerdeki yoğun ilgi nedeniyle de oluşan hareketliliğin ardından 39 kişi direnişi devam ettirdi. 

Direniş ekibi olarak ilk günden itibaren, sosyal medyada paylaşılmak üzere tek sayfalık Karşı Direniş gazetesini çıkardık. Direnişimizle ilgili gelişmeleri aktarmak amacıyla çıkardığımız Karşı Direniş'i, izleyen günlerde röportajlar, özel haberlerle destekledik.

2 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü'nde Karşı Direniş'i TGS'nin sağladığı olanakla 4 sayfa hazırlayıp bastık ve Yurt, BirGün, Evrensel, Sol gazetelerinin eki olarak dağıttık.

1 Mayıs'ta, 1 Mayıs'ı izleyen gözaltılarda, Soma'da 301 işçinin katledildiği iş cinayetinde, katliamı izleyen protestolarda, Gezi'nin yıldönümünde sosyal medya hesaplarımız üzerinden haberciliğimizi devam ettirdik. Binamızda paneller, dinletiler, tiyatro ve film gösterimleri, gazetecilik atölyeleri düzenledik.

Direnişimize her gün ayrı mecralardan çok sayıda ziyaretçi destek oldu. Gezi Direnişi'nin park forumları, gazeteci arkadaşlarımız, sendikalarımız, sol siyasi parti temsilcileri, CHP'li milletvekilleri, üniversite öğrencileri ve gazete binamızın bulunduğu Zeytinburnu'ndaki parti ve STÖ temsilcilikleri yanımızdaydı. Punto, Greif, Feniş, Yatağan, Kazova firmalarının direnişçi işçileri ile inşaat işçileri bizimle oldu.

Meclis'e bile gittik

İstanbul'daki direnişçi işçilerle birlikte Direnen İşçilerin Dayanışması Platformu'nu kurduk. 1 Mayıs'a, Soma protestolarına bu platformun ortak pankartı altında katıldık. Ankara'ya giderek Meclis'te görüşmeler gerçekleştirdik, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu başta olmak üzere çok sayıda milletvekiline giderek sorunlarımızı, taleplerimizi, direnişlerimizi aktardık. Yetinmedik, Ababey ve Şeren aileleriyle bağlantılı kapıları çaldık, desteklerini istedik.

Gazete patronlarına dönük baskıyı artırmanın yanı sıra, Türkiye basınındaki ilk işgal ve direnişi büyütmek ve başarıya ulaştırmak için attığımız bu adımları devam ettirirken, alacaklarımızın tahsiline dönük hukuki ve meşru süreci de yönettik. Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) avukatları Ceren Uysal ve Güray Dağ hukuki sürecin her anında yanımızda oldu.

Direnişin kazanımları, direnişçilerindir

Direniş sürerken gazetenin henüz ödemesi gerçekleşmemiş alacakları ile varlığı bulunduğunu keşfettik, bunlar için Turan Ababey'in kapısını çaldık, avukatlarımız aracılığıyla uzlaşma zemini yakaladık. Nihayetinde, meşakkatli bir uğraşının ardından 30.05.2014'te direnişin 47. gününde alacaklarımızın belirli bir bölümünü elde ettik.

39 kişilik direniş ekibinin toplam alacağının yaklaşık yarısına denk düşen bu tutarın, bölüşüldüğünde ücreti daha düşük olan arkadaşlarımızın hakedişlerine yakın bir rakama da ulaştığını görerek, gazetedeki işgal eylemini sona erdirmeye karar verdik. Kalan alacak tutarları için bireysel hukuki mücadelemiz devam edecek. Direniş ekibi olarak, direnişe katılmayan çalışanlardan hukuki yola henüz başvurmamış olanlara da patronajdan alacaklarını tahsil etmek için bu yolun hala açık olduğunu hatırlatma ihtiyacı duyuyoruz.

Karşı Direniş, basın tarihine, direnen emekçilerin kazandığını gösteren değerli bir hak mücadelesi olarak geçmiştir.

Sendikal örgütlülüğü, gazetecilerin birlikte hareket etmelerinin getirdiği gücü, bizzat patron baskısına boyun eğerek yitirmiş Türkiye medyasındaki emekçiler; işten atılmaya, iş güvencesi yoksunluğuna, mobbinge, geçim dertlerinin yöneticilerinin iki dudağı arasında kalmasına maruzdur. Medya emekçilerinin çoğu, özlük haklarına ve meslek etiğine sahip çıkmayı, hakları için mücadele vermeyi göze alamamakta, göze alanlar da bunu ancak bireysel ve hukuki açıdan ele alınacak bir mücadele gibi görmektedir. Yalnızlık, medya emekçilerinin ve daha önemlisi medya sektörünün koşullarını giderek kötüleştirmektedir. 

Bilinmelidir ki, tıpkı Punto Deri'de, Kazova'da gördüğümüz gibi, 'ancak direnenler kazanır!' Direnişin kazanımları, direnişçilerindir.

Son olarak direnişimize omuz veren tüm dostlara, her an yanımızda olan ÇHD'ye ve CHP Milletvekili Melda Onur'a, yaklaşık bir ay boyunca çoğu ihtiyacımızı karşılayan Bakırköy Belediyesi'ne çok teşekkür ediyoruz.
Karşı Direniş ekibi olarak diyoruz ki, “İşgal bitti, direnişe devam!”

Saygılarımızla,
Karşı Direniş

  • Delicious
  • Facebook
  • Reddit
  • StumbleUpon
  • Twitter
  • RSS Feed

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir